Dijital Dönüşüm Kamuya Açılıyor

Türkiye’de ve dünyada Kamu sektöründe dijital dönüşüme kısa bir bakış

Yazan: Cem Yılmaz, Deloitte Türkiye Kamu Sektörü Lideri 

Küresel gelişmeleri hepimiz yakından takip ediyoruz. Aslında bir adım geriye çekilip bakarsak, toplumda ciddi etkileri olan bu gelişmelerin çoğunun arka planında veri ve bilginin doğru ya da yanlış kullanımının yattığını rahatlıkla görebiliriz. 21. Yüzyılda veriye, bilgiye ve içeriğe dayalı karar vermenin ve yönetmenin önemi çok artmış durumda.

Böyle bir dönüşüm sürecinde, Kamu sektörü de Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de evrim geçiriyor dersek hiç de hatalı olmaz. Artık sadece dosyaların imzaya gidip geldiği, kağıtların raflarda saklandığı değil performansa odaklı, etkili ve verimli iş süreçlerini hayata geçirmek isteyen bir kamu sektörü var.

Aynı zamanda Bilgi toplumu olma yolunda stratejilerin ve yol haritalarının hazırlandığı, hükümet programlarında kararlılıkla teknolojik dönüşüm hedeflerinin ortaya konulduğu bir kamu sektörü.

Bir taraftan analitik çözümler ile temel sorunlara proaktif çözümler arayan kamu oyuncuları var. Veri ambarları, veri madenciliği sistemleri, akıllı raporlama altyapıları, akıllı şehir uygulamaları bu vizyonun bir parçası.

Bir taraftan da yine veriye dayalı mobil çözümleri bünyelerinde hayata geçiren devlet kurumlarını görmek mümkün. Tablet bilgisayarlar, mobil uygulamalar, M2M dediğimiz makineler arası iletişim altyapısından bahsediyoruz artık.

e- harfi artık kamu altyapılarının da bir parçası. E-defter, e-fatura, e-reçete, e-imza gibi altyapılar süratle hayata geçiyor.

Veri saklama altyapılarının oluşumunda bulut bilişim teknolojileri çığır açmış durumda.

Ülkemizde önemli e-devlet projeleri ve veri işlemeye dayalı uygulamalar yürütülmekle beraber; bu projelerde odaklanmamız gereken önemli noktalar var; veri entegrasyonu, güvenlik, mahremiyet ve vatandaş odaklılık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kamu sektörü verilerinin,

• Yenilikçiliği tetikleyen, yeni ürün ve hizmetlerin gelişimini sağlayan,

• Kamu Hizmet sunucu kurumların daha iyi politika yapmalarını sağlayan, şeffaflık politikalarını destekleyen

• Kamu, Vatandaşlar ve İş dünyası arasında bir ağ kuran, köklü ve yenilikçi yatırımları ve hizmetleri destekleyen özellikleri bulunmakta.

Toplamda devletin farklı kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu farklı veri setlerini yeterince katma değere dönüştürebiliyor muyuz? Daha neler yapılması gerekir? Kurumların birlikte çalışabilirliği, linked data (bağlantılı/entegre veri), veri analitiğine dayalı veri yönetim ve işleme stratejilerinin oluşturulması (hem Türkiye’nin hem de ayrı ayrı tüm kurum ve kuruluşların), veri mahremiyeti ve güvenliği, siber güvenlik altyapıları gibi aksiyonları süratle hayata geçirmek gerekiyor. Bu güne kadar veri giriş yazılımları ile veriyi saklayan, saklanan veriden operasyonel raporları ve karar destek raporlarını üreten kamu kurumlarının artık kendilerini bir adım ileriye taşıyarak kestirimci veri analizlerine yönelmeleri, veri madenciliği sistemlerini etkin şekilde kullanmaları, yapısal ve yapısal olmayan veri setlerini büyük veri analizleri ile geleceğe dönük hizmet çözümleri üretecek şekilde birleştirmeleri, kurumlar arası uyumsuzlukları ve verimsizlikleri ortadan kaldıracak orta katman entegrasyon çözümlerini bir an evvel hayata geçirmeleri büyük önem arz etmektedir.

İngiltere’de Deloitte tarafından yapılan bir araştırmada, entegre kamu verisinin sosyal ve ekonomik toplam katma değerinin 6,2 – 7,2 milyar Pound arasında olduğu belirlenmiş durumda.

Türkiye’de akıllı şehirler alanında başlatılmış çeşitli inisiyatifler ve pilot çalışmalar mevcut. Özellikle büyükşehir belediyeleri bu konuda inisiyatif alma konusunda oldukça istekli ve vizyoner projelere açıklar. Akıllı şehir dönüşümlerinin pahalı yatırımlar olduğundan hareketle bu dönüşümün kent yönetimlerine sağlanabilecek fonlarla da paralel gelişebileceğini ve orta vadede hayata geçebileceğini öngörüyoruz. Öte yandan, kısa vadede de kent yönetimlerinin akıllı kentler konusunda strateji ve vizyon belirlemeye ağırlık vermesinde fayda olacaktır. Şirket olarak hedefimiz yerel yönetimler ve merkez kamuya özellikle planlama ve akıllı kentin stratejik bir bakış açısı ile tasarlanıp hayata geçirilmesi ve yönetilmesi çerçevesinde bilgi birikimi ve deneyimimizi sunmak. Deloitte’un kamuya açık olarak yayınladığı çok sayıda akıllı şehir raporunun yanı sıra Vodafone ile birlikte ortaya çıkardığımız Türkiye Akıllı Şehir Yol Haritası da bu anlamda bir ilk olmuştur ve yerel yönetimler için bir başvuru kaynağı teşkil etmiştir. Akıllı şehir konusundaki uluslararası deneyimlerimizi de ülkemizin hizmetine sunmaya devam etmeyi hedefliyoruz.

Akıllı şehir yatırımları pahalı ve riskli yatırımlar. Burada temel risk, yapılan yatırımın önemli bir etki yaratmaması riskidir. İyi planlanmamış bir akıllı şehir yatırımı kenti bir teknoloji çöplüğüne dönüştürebilir. Bir kenti sensörlerle donatabilirsiniz ancak sensörlerden alacağınız veriyi iyi analiz edemediğiniz, bu verilerle ne yapacağınızı çok iyi planlamadığınız, ölçülebilir bir hedefe yönelmediğiniz durumda kent bir sensör çöplüğüne dönüşmüş olabilir. Buradan hareketle, ilgili merkez kamu kurumlarının/bakanlıkların en kritik rolü, kent yönetimlerinin bir strateji ve yol haritası ile yatırımlara başlamasını destekleyecek şekilde yönlendirme yapması, bu doğrultuda belki ulusal seviyede bir akıllı şehirleşme stratejisi oluşturulması olabilir.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM TÜM DÜNYADA SAĞLIKTAN EĞİTİM VE ALTYAPI HİZMETLERİNE KADAR BİRÇOK ALANDA VERİMLİLİK GETİRDİ.

Dünyadan Akıllı Şehir Kazanımlarına İlişkin Örnekler

• Otomatikleştirilmiş trafik kontrol ve takip sistemiyle Los Angeles’da duraklamalar %35, kavşak gecikmeleri %20, seyahat zamanı %13, yakıt tüketimi %12,5 ve hava emisyonu %10 azaltılmıştır. Fayda maliyet oranı 9,8/1 olan bu yatırım bir sene içinde kendi maliyetini çıkarmıştır.

• Deloitte tarafından yapılan modellemeye göre akıllı park sistemiyle, 200.000 insanın yaşadığı bir Avrupa şehrinde, park yeri bulma zamanı %50 azaltılarak hem yaşam kalitesine katkıda bulunulabilir hem de yakıt tasarrufu sağlanabilir. Park gelirleri artarken personel giderleri %5-10 arası düşürülebilir.

• ABD’nin Maine eyaletinde rafting yaparken akıntıya kapılan 2 gencin dron yardımıyla kurtarılması bu hizmetin günlük kullanımına ve yaratılan değere bir örnektir. Dronlar aracılığıyla akıntıda mahsur kalan kişilere can yelekleri ulaştırılmış ve kazazedeler başarılı bir operasyonla kurtarılmıştır.

• ABD’de Kaliforniya eyaletine bağlı Santa Cruz bölgesinde tahmini önleyici yöntemlerin 6 ay boyunca kullanımı sonunda bölgedeki hırsızlık olaylarının %19 düşüş gösterdiği tespit edilmiştir. Benzer şekilde İngiltere’nin Kent kasabasında PredPol adlı uygulama uzmanların suçların %8,5’ini tahmin etmesini sağlamıştır.

• ABD’de Georgia, Tennessee ve Kuzey Karolina eyaletlerinde yüklenen 15.000 akıllı sayaç, operasyon maliyetlerinin %65, ödenmeyen fatura borçlarının %50 azalmasını sağlamıştır.

• Akıllı sokak aydınlatmasını dünyada uygulayan ilk şehir olan Oslo’da, sokak aydınlatma tüketiminde %70’e varan oranlarda tasarruf sağlanmıştır.

• İsrail, deniz suyunu tuzdan arındırma tesisleriyle su ihtiyacının %85’ini karşılayabilmektedir. 2020 yılına gelindiğinde bu oranın %100 olacağı öngörülmektedir.

• Seul’deki turistik Bukchon semtindeki çöp kutularına sensör yerleştirilerek çöp toplama faaliyetlerinin daha düzenli yapılması sağlanmış, bu sayede bölgede artan turizme katkı sağlanmıştır. Ayrıca gereksiz çöp toplama rotalarının düzenlenmesi sayesinde bölgedeki çöp toplama maliyetinin %43 azaltıldığı ifade edilmektedir.

• Deloitte Amsterdam ofisi, binaya yerleştirilen 28.000 aydınlatma paneliyle tükettiğinden daha fazla elektrik üretmektedir.

• 3 boyutlu yazıcı kullanarak hazırlanan ve akıllı telefonlara monte edilebilen tanı kitini geliştirerek sıtma, HIV gibi hastalıkları, Ecoli gibi bakterileri veya hazır yemeklerde bulunan alerjenlerin tespit edilip algılanabildiği bir uygulama geliştiren Prof. Dr. Aydoğan Özcan bu buluşuyla ICO ödülüne layık görülmüştür. Buluş ticarileştirilerek onu aşkın ülkede kullanılmaktadır.

• Portekiz’in kuzeyindeki dört okulda gerçekleştirilen pilot çalışma sonucu 12-13 yaşındaki bir grup öğrenciye müfredat, simülasyon yöntemiyle anlatılmak istenmiştir. Simülasyon metodunu kullanarak eğitim gören grubun %20 daha fazla başarı gösterdiği tespit edilmiştir.

• Şehirlerimizin sürdürülebilir bir yapılanma ve yönetim anlayışı ile desteklenmesi, inovasyona dayalı ve katma değerli yeni bir ekonomiyi destekleyecek akıllı şehir dönüşümlerinin merkezi ve yerel hükümet programları ile uyumlu olacak şekilde hazırlanacak temel stratejik planlar doğrultusunda hızlandırılması, kamu kurumlarının yönetiminin iş süreçleri odaklı tasarımlar temel alınarak iyileştirilmesi, Türkiye’nin “açık veri” stratejisinin ve kamu verilerine dayalı somut eylem planlarının belirlenmesi, e-Devlet Stratejisi ve Siber Güvenlik Eylem Planındaki diğer aksiyonların bir an evvel hayata geçirilmesi gibi konular da öncelikli toplumsal fayda sağlayacağını düşündüğümüz programların başında yer alacaktır.

• Özellikle Dünya’da giderek artan Endüstri 4.0 dönüşüm trendini Türkiye’de hükümet nezdinde destekleyecek programların artacağı kanaatindeyiz. Endüstri 4.0’a geçişi destekleyecek şekilde katma değerli istihdamı ve ihracatı teşvik edecek mekanizmaların tasarlanması, mevzuat önerilerinin geliştirilmesi, teknoloji ve ar-ge programlarının oluşturulması gibi alanlarda farklı kamu kurumlarına düşecek görev ve sorumluluklar olacaktır.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM ATILMASI GEREKEN BİR ADIMDAN ÇOK VATANDAŞIN DEVLETLE BİRLİKTE YAŞAYACAĞI BİR SÜREÇ OLMALI.

Kamuda “Vatandaş Yolculuğu” Yaklaşımı ile Yeni Bir Hizmet Sunumu

Kamu kurumları da, özellikle Türk kamusunun son dönemde geçmeyi hedeflediği vatandaş odaklı dönüşüm vizyonunda olduğu gibi, vatandaş memnuniyetini giderek daha fazla önemsiyorlar ve vatandaş memnuniyetini artıracak tedbirleri tasarlayıp hayata geçiriyorlar. Türk kamusunun özellikle vatandaşa dokunan alanlarda ciddi şekilde hizmet sunumunun iyileştirilmesine emek ve kaynak harcadığını gözlemliyoruz. Dünya örneklerini incelediğimizde ise, başta ABD olmak üzere Kanada ve Avrupa ülkelerinin bazılarında vatandaş yolculuğu yaklaşımının benimsenmesiyle, bir yandan vatandaş memnuniyeti ölçülebilir oranda artırılırken bir yandan da ciddi şekilde hataların azaltıldığını ve tasarrufların sağlanabildiğini görüyoruz.

Farklı vatandaşların beklentileri ve sunulan hizmetleri farklı şekilde deneyimlemesi kaçınılmazdır, dolayısıyla vatandaş yolculuğu yaklaşımı öncelikle farklı beklenti, ihtiyaç ve davranış kalıplarındaki vatandaşları segmente etmekle, farklı vatandaş profillerini ortaya koymakla başlar. Burada kritik konu, vatandaşları alışılageldiği gibi demografik veya coğrafi özelliklerden ziyade “davranış” bazında segmente etmektir.

Bir örnek olarak, vatandaşın kamudan aldığı hizmetlerin önemli bir kısmı, vatandaşın “form doldurmasını” gerektirmektedir. Pek çok vatandaş yolculuğu çalışması, form doldurmanın pek çok hatanın, tekrarlamanın ve çözülmek üzere eskale edilen ve nihayetinde hem vatandaş hem de kamu kurumu için maliyet yaratan sorunların temelini oluşturduğuna işaret etmektedir. ABD’de hatalı veya şaibeli işlemlerden kaynaklı kaybı her yıl 137 milyar dolar düzeyinde olan ve aynı zamanda kendisine haksız yere işsizlik maaşı bağlanmadığı gerekçesiyle çok sayıda vatandaş şikayetine de konu olan İşsizlik Fonu’nun New Mexico ayağı, etkili bir vatandaş yolculuğu yaklaşımı ile hata ve memnuniyetsizlik kaynaklarını tespit etmiş ve gidermiş: Vatandaş yolculuğu çalışması esnasında iyi niyetli vatandaşların da istemeden usulsüzlük yaratabildiği görülmüş, başvuru formlarının doldurulması sürecinde vatandaşların sistematik hata yapabildiği, “halen aktif olarak iş arıyorum” veya “aramıyorum” kutucuklarının bilinçsizce işaretlenebildiği, yasal olarak ve işsizlik ücreti ödenmesi açısından farklı sonuçlar doğuran “işten atılma” ve “işten çıkarılma” kavramlarının arasındaki fark algılanmadığından formlarda yanıltıcı bilgiler verildiği gözlemlenmiş ve formlar bu doğrultuda güncellenerek nihayetinde usulsüz işlem sayısında yarı yarıya azalma sağlanmış.

KAMUDAKİ DİJİTAL DÖNÜŞÜM, YÖNETİŞİM PRENSİPLERİNİN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE YENİ BİR MEVZUAT YARATILMASINI GEREKTİRİYOR.

Estonya dijital olgunlukta önemli bir mesafe kat etmiş ve tüm vatandaşların kimlik bilgilerini ve imzasını %100 dijital ortama taşımış bir ülke haline gelmiş, herhangi bir kamu hizmetinde vatandaşa bir verinin birden fazla defa sorulmasını tamamen yasaklamış durumdadır.

Bir benzerini, Dünya Bankası’nın “Doing Business” endeksinde iş yapma kolaylığı açısından ilk sırada olan Yeni Zelanda yapmış: özellikle ticari faaliyetlere ilişkin izin ve onay süreçlerini birbiriyle uyumlu hale getiren “Trade Single Window” uygulaması ile başvurular bir defada ve otomatik olarak ilgili kurumlara ulaşmaktadır. Örneğin limana gelen bir gemi tek bir online form doldurmakta ve kritik bilgileri Trade Single Window üzerinden aynı anda hem Gümrük hem Sağlık Bakanlığı’na gitmektedir.

Türkiye’de bundan sonraki dönemde özellikle vatandaşa sunulan hizmetlerin etkililiğini ve verimliliğini artırabilmek hizmetin kendisine değil vatandaş beklentilerine ve ihtiyaçlarına bağlı olmayı gerektirecek. Bu anlamda tüm kamu kurumlarımızın hizmet sunumu yaklaşım ve yöntemlerini iyileştirmek üzere adım atmaya başladıklarını görüyoruz ancak bu dijital dönüşüm anlayışının daha fazla yaygınlaşmaya ve özellikle siyasi otoritenin daha fazla desteğine ihtiyacı var. Kamudaki dijital dönüşüme ilişkin yönetişim prensiplerinin de baştan ele alınması, yeni yönetişim tasarımında mevzuat, süreç, organizasyon ve insan kaynağı boyutlarının her birisinin dikkatlice düşünülmesi elzemdir.

Önceki haberTürkiye dijitalleşmeyle büyüyecek
Sonraki haberTürkiye’nin ilk “Kişisel Verileri Koruma Zirvesi” Ankara’da toplanıyor

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here