E-Devletin dünü bugünü ve yarını

Dünya üstünde farklı endüstri devrimlerini diğer devletlerden daha geç yakalayan Türkiye, bilişim treninin ön vagonlarından birine binmeyi başardı. e-devlet uygulamalarının sayısı ve erişim kitlesi büyük bir hızla artıyor. Sizin için e-devlet hizmetlerinin dünü, bugün ve yarınını derledik…

T eknolojinin gelişmesi en çok devlet vatandaş ilişkisini farklılaştırdı. Eskiden tüm devlet işleri kağıdın üstüne sürtünen kalemin gücü kadar güçlüydü. Ne kadar organize olursanız, ne kadar çok devlet görevlisi istihdam ederseniz vatandaşlarınıza o kadar sahip çıkabileceğiniz algısı vardı.

Ardından bilgisayar sistemleri devreye girdi. Kağıt ve kalem, yerini bugünün şartlarına göre ilkel bilgisayarlara bıraktı ve en azından tekrarlı işlerin ereksiz bir biçimde arka arkaya yapılması sorununun üstesinden gelinmeye başlandı. Bu, devletin içinde kalın kırmızı çizgilerle çizili kurallarla eli kolu bağlanmış yaratıcı olması, işine katkıda bulunması engellenen devlet memurlarının bir seviye yukarı çıkmasına neden oldu. Artık en azından aynı işler için dönen tekerin bir parçası olmaları gerekmiyordu.

Ardından işlemci gücü, saklama kapasitesiyle buluştu. Saklama kapasitesi de doğal olarak sorgu sistemini getirdi. Bu noktadan itibaren devletin işine yarayacak bilgiye ulaşması yıllar mertebesinden aylara, günlere, hatta saatlere indi.

Bundan sonraki aşamada yazılımın tüm dünyada farklı bir bakış açısıyla buluşmasıyla bilginin işlenmesi gündeme geldi. Uzmanlaşmış yazılımlar, A ürününden 3 tane, B ürününden 8 tane gibi stok kontrolünden çıktı. Yazılımlar ürünün daha önce belirlenmiş kritik seviyenin altına düştüğü zaman alarm verdiler, işin hangi boyutlarda etkin olduğunu söylemeye başladılar. Böylece devlet kendinden daha emin bir biçimde, daha kolay hesap verilebilir haliyle harcama yapmaya başladı.

Bunlar teknolojinin devletle yeni yeni tanışması, emekleme yıllarıydı. Sonrasında gelişen çevrimiçi teknolojiler sayesinde devlet artık yürümeyi bıraktı ve her yere yetişen, her yerden erişilebilir babacan bir yapıya büründü. Ortadan çevreye doğru genişleyen halkalar içinde bilgi işlem dairesi kendine çok özel ve muteber bir yer aldı.

Devlet nasıl çevrimiçi olur?

İnternetin ülke kullanımına girdiği ilk yıllarda çevrimiçi demek, devletin kendisini halka daha kolay anlatması anlamına geliyordu. İnsanlar bir bakanlığın internet sitesine girdiğinde orayla ilgili daha yoğun bilgiyi daha az uğraşla alabiliyordu. Ardından düz yazıyla bize sunulan devlet siteleri giderek daha interaktif olmaya başladı: Bilgi arayıp bulunan bilgiyi işleme imkanına kavuştu devletin takipçileri.

Sonrasında etkileşim kelimesi dönüşüm geçirmeye başladı. Bunun ilk örneği olarak lise ve üniversite imtihanı giriş sonuçlarının Milli Eğitim içinden YÖK sistemiyle sorgulanmasıyla yaşandı. İnsanlar uzun bekleyişlerden sonra zorlukla erişebilecekleri kritik bir bilgiye tek bir internet sitesine girerek anında mutluluğunu yaşadılar. Böylece farklı bir devlet vatandaş ilişkisinin mümkün olabileceğini gördüler.

Bundan sonra devlet, tüm gücüyle elindeki imkanları vatandaşa giderek daha çok yaygınlaşan internet ağıyla vermenin farklı yollarını aradı. Uzun zamandır üstünde çalışılan Mernis projesinin de başarıyla sonuçlanmasıyla devlet vatandaşını tanımaya, dijital kimliğiyle ona farklı verileri sunabilmeye başladı.

Devlet 70 milyonun üstündeki vatandaşlarına sağladığı kolaylığı, ekonominin can damarını oluşturan şirketlere de yayma kararı aldı

Bunun için dünyadaki örneklerinden de yola çıkarak ülkenin tüm dağınık devlet hizmetlerini tek bir çatı altında, e-devlet çatısı altında birleştirme çabaları başladı. Öncelikle herkes elinde hazır olan hizmetleri bu sisteme belli bir düzen içinde ekledi. Böylece her bir hizmet için ayrı ayrı kapıları ve internet sitelerini dolaşma zahmeti sona erdi.

Kamu tarafında bu konsolidasyon gerçekleşirken, bu sistemin olmazsa olmazı, en önemli şeylerden biri de elbette bu kadar kişisel ve kritik bilgilerin bulunacağı siteye girişin nasıl yapılacağıydı. Devlet bu noktada da devreye girerek mümkün olan en kolay ve güvenli sistemi, elektronik imzayı hayata geçirdi. Kullanıcılar isterlerse ülkenin her yeninde bulunan postanelerden kimlik bilgileriyle eşleştirilebilen imza alabilecekler, isterlerse bağlı bulundukları GSM operatörleriyle küçük bir işlem gerçekleştirmelerinin ardından cep telefonlarının içinde mobil imzalarını taşıyabileceklerdi.

Bu gelişmenin ardından vatandaşın devletle olan etkileşimi tam anlamıyla rayına oturdu. Vatandaş edindiği şifreyle sisteme dahil oluyor, tek bir sayfa üstünde bulunan tüm linklerle devletin erişimi mümkün hale getirdiği tüm hizmetlere anında ulaşabiliyordu. Bu sistem sayesinde nüfus bilgilerinden mahkeme kayıtlarına, eğitim bilgilerinden sağlık kayıtlarına, vergi mükellefiyet sorgulamalarından askerlik bilgisine kadar vatandaşın saatler hatta günlerini alacak devlet dairesi ziyaretleri sona erdi. Böylece hem devlet dairelerinin yükü azaldı hem de vatandaş işlerini daha kolay görebilmenin rahatlığı ve kolaylığına kavuştu.

Devletin vatandaşla yarattığı etkileşim ile devletin tüm işleri sona ermedi: Devlet 70 milyonun üstündeki vatandaşlarına sağladığı kolaylığı, ekonominin can damarını oluşturan şirketlere de yayma kararı aldı. Bu kapsamda şirketler devletle olan tüm ilişkilerini, çalışanlarının vergi ödemelerinden sosyal güvenlik uygulamalarına kadar birçok alanda elektronik ortamda halledebilmeye başladı. Böylece teknoloji her yönüyle gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelirken belirgin biçimde “işe yaradı”.

Ancak devletin teknolojiyle macerası bununla da bitmedi. Devlet iç süreçlerini de çevrimiçi ortama taşıyarak verimlilik elde etme çabası içine girdi. Elektronik imza buralarda büyük bir hızla yayılırken bir yandan da Kayıtlı Elektronik Posta kullanımı ve bunun bir zorunluluk haline getirilmesiyle süreçlerini garanti altına aldı ve hızlandırdı. Bir birimden diğerine atılan elektronik postaların KEP sistemi içine sokulmasıyla gönderilen her elektronik posta delil niteliği taşıdı, gönderilen potaların veri bütünlüğü noter benzeri bir yapıyla garanti altına alındı. Gönderen göndermediğini söyleyemediği gibi almakla mükellef yapılar da böyle bir posta almadığını söyleyemedi.

Devletin çevrimiçi macerasında elbette verilerin kurumlar arasında etkin bir biçimde paylaşılması, veri güvenliğinin sağlanması da var. Ama örneğin hukuki süreçlerin elektronik ortama taşınmasıyla hukuk ülkede içinden geçtiği zorlu şartlara rağmen ivme kazandı. Avukat ya da mahkemeye başvuranlar kadar kolluk kuvvetleri ve yargı mensuplarının da işleri son derece kolaylaştı.

Yarın ne olacak?

Bulunduğumuz coğrafyadaki ülkeler, dünyadaki gelişmeler belli çağlarda önayak oldu. Ancak sonrasında konusu ansiklopedilere sığmayacak kadar uzayabilecek birçok etmenin devreye girmesiyle Batı dünyasının gelişim hızına erişmek mümkün olmadı. Matbaadan başlayan bu gelişme, buhar gücünün kullanılmasından bunun tetiklediği sanayi devriminden uzay çağına kadar sürdü.

Ancak internetin tüm dünyada tek bir çatı altında yaygınlaşması ve tecrübe paylaşımının artması, özellikle de bilginin demokratikleşmesini izleyen süreçler bizim gibi ülkeler tarafından zamanında fark edildi ve kullanılmaya başlandı. Halk, farklı cihazlardan bilgiye erişimini benimsedi, hatta bununla da çok sevdi. Devletin verdiği hızlı tepkiyle birlikte Türkiye, bilgi trenine ilk vagonlarından binme imkanını yakaladı.

Bilginin ışık hızıyla dağılıp yayılması, kendinden önce gelen sanayi devrimlerinin yeterince yakalanamamış olmasını eskiye oranla daha etkisiz hale getirdi. Teknolojinin bileşenlerini hayata geçirenlerin bu alanı şekillendireceği düşünülürken bunları etkin kullananlar, üretenlerden daha çok kazanmaya ve kazandırmaya başladılar.

Ancak bu noktadan sonra teknoloji daha da kritik bir hal aldı. Bugüne kadar teknoloji kullanımının hayatımızı kolaylaştırması, bugünü daha yaşanır hale getirmesi konuşulurken yeni teoriler yarını şekillendirmesi, bugüne bakarak bizim geleceğimize yön vermesini sağlamayı hedefledi.

1970’lerde bilim kurgu filmlerin rüya konusu yapay zeka (AI), günümüzün canlı ve kaçınılmaz gerçeği haline geldi. Teknoloji, insanların tekrarlı işlerini üstlenirken yapay zeka insanların asri görevlerini onların sahip olamayacağı kesinlik ve doğrulukla yerine getirmeye başladı. Nesnelerin interneti, IoT kavramıyla birlikte cihazlar kendi aralarında konuşmaya, birbirlerine bilgi aktarmaya, oluşturdukları bilgilerle de nokta atış keskinliğinde kararlar almaya başladı.

Bilişsel (cognitive) zeka, kendinden önceki teknolojilerin hız artırma ve maliyet düşürme gibi yeteneklerinin hepsini yaparken bunların da ötesine büyük bir hızla geçiyor. Yeni dönemde gündemimize gelecek olan zeka otomasyonu bize insanın zeka kalitesini değil insanın yargılama gücünü verecek.

Sonraki haberSuriyeli çocuklara oyunla eğitim

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here